Erken Çocukluk Eğitiminde İlham Veren Yaklaşım: Anji Play
Anji Play, Çin Halk Cumhuriyeti’nin doğusunda, Zhejiang Eyaleti’ne bağlı çoğunlukla kırsal bir bölge olan Anji İlçesi’nde eğitimci Cheng tarafından geliştirilmiş bir erken çocukluk eğitimi yaklaşımıdır. Ortaya çıktığı bağlamda temel amaç; çocuklara daha nitelikli öğrenme ortamları sunmak ve onları yetişkin yönlendirmesinden uzak, kendi inisiyatifleriyle deneyimledikleri gerçek oyunla buluşturmaktır. Zamanla Çin genelinde farklı eyaletlere yayılmış, ardından Amerika, Macaristan ve Tanzanya gibi ülkelerde de çeşitli okul ve kütüphanelerde uygulanmaya başlanmıştır.
Peki Anji Play’i farklı kılan nedir?

Bu yaklaşımın merkezinde, oyunun yalnızca bir etkinlik değil, çocuğun dünyayı anlama biçimi olduğu düşüncesi yer alır. Anji’de oyun; sevgi ve güven ortamında, çocuğun kendi kararlarıyla şekillenen bir süreçtir. Çocuklar, büyük ölçekli açık uçlu materyallerle oynarken hem fiziksel hem de zihinsel olarak sınırlarını zorlar, risk alır, yanılır ve tekrar denerler. Bu süreç, yetişkinin yönettiği bir öğretme sürecinden çok, çocuğun kendi kendine öğrendiği bir deneyim alanına dönüşür.
Anji Play yaklaşımı, sevgi, risk, neşe, derin katılım (akış) ve yansıtma olmak üzere beş temel ilke üzerine kuruludur. Bu ilkeler arasında özellikle “risk” kavramı dikkat çekicidir. Buradaki risk, güvensizlik ya da tehlike anlamına gelmez; çocuğun kendi sınırlarını tanımasına, problem çözmesine ve kendine güven geliştirmesine alan açan doğal bir öğrenme deneyimini ifade eder. Çocuklar risk aldıkça, sadece fiziksel becerilerini değil, aynı zamanda karar verme ve sorumluluk alma becerilerini de geliştirirler.

Bu yaklaşımda öğretmenin rolü de farklı bir anlayışla tanımlanır. Öğretmen, oyunu yöneten ya da sürekli müdahale eden bir figür olmaktan çok, çocuğu dikkatle izleyen, kayıt altına alan ve anlamaya çalışan bir gözlemci konumundadır. “Eller aşağı, ağızlar kapalı, gözler, kulaklar ve kalp açık” şeklinde özetlenen bu duruş, öğretmenin geri adım atarak çocuğun potansiyelini görmesine imkân tanır. Öğretmen müdahalesi azaldıkça, çocuklar kendi risk seviyelerini belirler, kendi çözümlerini üretir ve kendi öğrenme süreçlerini yönetmeye başlar.
Anji Play okullarında kullanılan materyaller de bu anlayışı destekleyecek şekilde düzenlenmiştir. Merdivenler, variller, tahtalar, büyük bloklar ve tırmanma yapıları gibi açık uçlu materyaller, çocukların birleştirerek yeni yapılar kurabilecekleri, dönüştürebilecekleri ve yeniden tasarlayabilecekleri bir oyun ortamı sunar. Bu materyaller, çocukların hem bireysel olarak hem de iş birliği içinde üretmelerine, sorumluluk almalarına ve risk hesaplamayı öğrenmelerine fırsat tanır.

Yaklaşımın en dikkat çekici yönlerinden biri ise oyunun ardından gelen düşünme sürecidir. Çocuklar oyun bittikten sonra içeri girer, yaşadıkları deneyimleri resimlerle ifade eder, çekilen fotoğraf ve videolar üzerinden oyunlarını yeniden hatırlar ve kendi oyun hikâyelerini anlatırlar. Bu süreç, oyunu yalnızca yaşanan bir deneyim olmaktan çıkarır; üzerine düşünülen, anlamlandırılan ve yeniden kurulan bir öğrenme alanına dönüştürür.
Tüm bu yönleriyle Anji Play, çocukların kesintisiz ve kendi seçtikleri oyunlar aracılığıyla yaratıcılık, problem çözme, eleştirel düşünme, iletişim ve iş birliği gibi 21. yüzyıl becerilerini doğal bir şekilde geliştirmelerine olanak tanıyan güçlü bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle yaklaşımın tanınması, incelenmesi ve farklı bağlamlarda nasıl anlam kazandığının tartışılması önemli görünmektedir.

Kaynak: Erken Çocukluk Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşım: Anji Play

